Alt 22 Şubat 2015, 03:46   #1
Senior Member
 
Üyelik tarihi: 01 Şubat 2015
Mesajlar: 6,421
Standart Çocuk Eğitiminde Babanın Rolü 1

Önceleri ailede anne ile babanın rolleri birbirinden ayrılmıştı. Baba imajı belliydi ve anneden oldukça farklıydı. Genellikle evin geçimini sağlar, geleceğe ait kararlar alır ve ailede disiplini sağlardı. Evin bozuk aletlerini tamir eder, her türlü zorluk karşısında son sığınak olurdu. Dışarıdan aileye yönelik bir tehdit olduğunda, karşısında babayı bulurdu. Anne, yaramazlık yapan çocuğa “Akşam baban gelince gününü görürsün!” der ve bu tehditle çocuğun gözünü korkuturdu.

Genellikle bütün gün dışarıda olan baba eve geldiğinde, zamanın anlayışına uygun olarak çocuklarına mesafeli davranır, geceleri de yine işine ve kendi dünyasına dalar giderdi. Büyüklerin bu karmaşık, geniş yaşantısını çocuklar asla tam anlayamazlardı.

Çocuklar sevgiyi annelerinde bulmaya çalışırlardı. Babanın görevi evin ekmeğini kazanıp dış tehditlere karşı aileyi korumaktı. Çocuklar babalarını pek yakından tanımazlardı. Bir defasında muayene için getirilen 10 yaşındaki Ahmet, aynen şöyle demişti: “Babamı seviyorum, ancak nereye gider, nerede çalışır bilmiyorum. Onun varlığını ihtiyaçlarımızı karşılamasından ve anneme verdiği paradan anlayabiliyorum.”

Eski toplum geleneklerinde babaya bugünkü kadar yakın olmak gerekmeyebilirdi. Çünkü aileler genişti. Büyükbaba, dayı ve amca gibi ailenin diğer büyükleri ulaşılabilir yerdeydiler. Çocuğun örnek alabileceği model kişiler vardı ve onlarla devamlı temas imkânı mevcuttu.

Kimi çocuklar da babalarıyla birlikte çalışırdı. Demirci ve tamirci olan ya da çiftçilik yapan babalar, küçük yaştan itibaren oğullarını yanlarına alırlar ve onları yetiştirirlerdi. Bu yüzden onların babasızlık diye bir problemleri olmazdı. Az konuşsa da, çocuklarına mesafeli dursa da babalarıyla çok sık beraber olurlardı. Ancak günümüz dünyasında işler böyle değildir ve eski tip babayı bugünkü aileler kaldıramamaktadır. Çünkü babasıyla çalışan çocuk kalmamış gibidir. Baba işine, çocuklar okula gitmektedir. Okulda ise öğretmenler genellikle bayandır. Çocuklar yakın akrabalar ve geleneksel çevre içinde olmayıp, anne-baba ve çocuklardan oluşan çekirdek ailelerde yaşamaktadırlar. Bu yüzden babanın koruyucu kanatlarını daha çok germesi, çocuklarıyla yakından ilgilenmesi gerekmektedir. Baba ilgisiz kaldığında çocuğun taklit edeceği, örnek alacağı erkek imajı kalmaktadır.

Son yıllarda karşımıza bambaşka bir baba imajının çıkması bu sebepledir. Ailede alıştığımız roller tamamen değişmiştir. Kendisi için çok önemli konuları bir kenara bırakıp çocuklarına sevgiyle yaklaşan, onlara vakit ayıran ve aile içinde aktif rol alan babaları görmek artık yadırganmıyor.

Günümüz babası çocuklarına, özellikle onu örnek alacak erkek evlâdına daha çok vakit ayırmalıdır. Çocuğun en iyi arkadaşı olabilmek ümidiyle, coşku ve hevesle dürüst bir duygu ve sevgi alışverişine girmeye can atmalıdır. Çocuğunu yetiştirirken onun hayatında daha etkili ve aktif rol almayı istemelidir. İçinden geldiği gibi hareket etmeli, çocuğuna baba sevgisi yaşatmalıdır. Otoriter yönünün olduğu kadar anlayışlı ve yumuşak tarafını da göstermelidir. İlgisini, sevgisini ve bağlılığını göstermek hevesiyle hareket etmelidir. İşinde varmak istediği hedeflerine bütün zamanını ayırmamalı, çocukları dünyaya getirmenin sorumluluğunu yüklenmeye daha çok gayret göstermelidir(1,2,4,5).

Babalar Yeterince Vakit Ayırıyor mu?

Birçok baba “Elbette çocuklarıma vakit ayırıyorum, onlarla iletişime giriyorum!”“Küçük çocuğunuzla günde tahminen ne kadar konuşursunuz?” Erkeklerin büyük bir bölümü 15 ile 20 dakika diye bir tahminde bulundu. Bunu sınamak için araştırmacılar babalar ve çocukları üzerine mikrofon yerleştirdiler. Bu yolla çocuklarla babalar arasındaki etkileşimin süresini kesin olarak hesaplayabileceklerdi. Yoğun bir tempo içinde olan babaların günde 40 saniyenin altında bir süre çocuklarıyla ilgilendikleri, bunu da 10 ilâ 15 saniye arasında değişen üç ayrı zaman dilimine ayırdıkları anlaşıldı. diyecektir. Babalarla ilgili bir araştırmada, onlara şu soru yöneltildi:


Bir başka araştırmada babaların çocuklarıyla günde üç dakika konuştukları ortaya çıkmıştı. Aynı araştırmada bu çocukların günde üç saatlerini televizyon ve internet karşısında geçirdikleri anlaşılmıştı.

Cinsel Kimliğin Gelişimi

Çocuğun cinsel kimliği anne-babayı taklitle ortaya çıkar. Kişinin kendi cinsiyetine uygun kimliğe sahip olması, kimlik kavramı ve ruh sağlığı için çok önemlidir. Çocukların bebeklik çağında anneleriyle özdeşleşme çabaları olağan kabul edilir. Çünkü erkek çocuk da kız çocuğu gibi günün büyük bir bölümünü annesiyle birlikte geçirir; onun gözler ve taklide yönelir. Üç yaşına kadar bu normaldir. Ama üç yaşından sonra ayırım başlar. Erkek çocuklar babalarını, kızlar da annelerini örnek almaya ve onu taklit etmeye başlar. Ancak çocuğun bu aşamayı uygun şekilde geçirmesi, örnek alınacak kişiyle birlikte bulunma fırsatına bağlıdır. Bu sebeple, kız çocukları erkeklere oranla cinsel kimliklerine daha kolay girerler. Çünkü anneleriyle daha çok beraber olma imkânları vardır.

Çocuğun cinsiyetine uygun bir kişilik kazanabilmesi için, rolünü kabullenmiş ve statüsü belirlenmiş bir baba modeline ihtiyacı vardır. Çocuk erkeksi davranışları çalışarak öğrenemez. Günlük hayatta birlikte yaşadığı babayı izleyerek ve onun davranışlarını taklit ederek kazanır. Freud, “Hayatta çocuğun babasının korumasına ihtiyacı olduğu kadar hiçbir şeye ihtiyacı yoktur” derken haklıydı.

Kendisini koruyan güçlü ve bilgili bir babaya sahip olduğunu bilmesi çocuğa güven duygusu verir. “Benim babam senin babanı döver” övünmesi bunun en belirgin göstergesidir. Babası olmayan çocukların ezik ve mahzun olmaları boşuna değildir. Çocukların büyüyecekleri en sağlıklı ortam, rollerini bilen ve bu rollere uygun sorumlulukları yerine getiren anne ve babanın olduğu sıcak bir aile yuvasıdır.

Bazı anne babalar modern eğitim uyguladıklarını zannederek çocuklarına sınırsız bir cinsel serbesti tanımaktadır. Çocuklar anne ve babanın yatak odasına istediği saatte, izin almaya gerek duymadan, girebilmektedir. Bunun modern eğitimle ilgisi yoktur ve yanlıştır. Babanın silik olduğu bir evde anne disiplin sağlamakta zorluk çekmektedir. Çocuklar şımarık davranışlarıyla ve kaba sözleriyle annelerini rahatsız ederler.
Baba, çocukların annelerini haksız yere üzmelerine engel olmalı; gerekirse bu konuda otoritesini kullanmalıdır. Diğer taraftan baskıcı bir anneye karşı da çocuğunu savunmalıdır. Bazı anneler çocukların büyüdüğünü kabul etmek istemezler. Büyüdükleri halde onlara çocuk muamelesi yapmaya ve aşırı korumacılığa devam ederler. Aşırı korumacı sevgi, psikolojide hastalıklı sevgi olarak nitelendirilir. Aşırı koruma, aşırı müdahale demektir. Çocuğuna devamlı olarak neyi nasıl yapacağını empoze eden bir anne, onun bütün hürriyetlerini elinden almakta, kişiliği silik, köle zihinli, gölge bir tip yetiştirmektedir. İşte burada baba devreye girmeli ve çocuğa yalnızca korumaya yönelik değil, özgürlük ve kişilik kazandıran bir sevgi sunmalıdır. Anne çocuğa sevilmeye layık biri olduğunu ve kendisine değer verildiğini telkin ederken, baba da her türlü zorlukta kendisini destekleyeceğini söyleyerek onun güven duygusunu güçlendirmelidir(1,4).


Genelde erkek çocukları daha az baskı altında yetiştirildikleri için daha şanslıdır. Kız çocukları baba ile rahat diyalog sağlayamadıkları takdirde güçlü bir kişilik geliştiremezler. Araştırmalar babaları ile rahat konuşan ve her türlü problemini ona açan kız çocuklarının ergenlik dönemini rahat karşıladığını ve cinsiyetine uygun sağlıklı bir kişilik geliştirdiğini göstermektedir.

Çocukların özellikle üç tehlikeli alanda babaya ihtiyaç duyduğunu görüyoruz: Dış dünyadan gelebilecek tehlikelere, iç dünyadan kaynaklanan korkulara ve annenin fazla baskılarına karşı çocuklar korunmak isterler. Küçük bir çocuk için dış dünya yabancı ve tehlikeli bir alandır. Çocuk yabancısı olduğu dış dünyaya karşı koruma altında olduğunu bilmek ister. Mahallenin kabadayı çocuklarına, karanlığa, sokak köpeklerine, motorlu araçlara, elektrik çarpmasına, kısacası korku veren her şeye karşı çocuk babanın korumasına muhtaçtır. Çocuk babasını yanında hissettiğinde kendine güveni artar ve dış dünyaya karşı başı daha dik olur(7,9).

Kızgınlık dolu veya korkutucu fantezilerden ve isteklerden kurtulabilmek için de çocuğun babaya ihtiyacı vardır. Çocuğun fantezileri vahşice olabileceği gibi rüyaları da kâbusa dönüşebilir. Rüya ile gerçeği birbirinden ayıramadığında çok korkabilir. Henüz korkutucu düşüncelerin gerçekleşmeyeceğini bilmez. Bu durumda babaya önemli bir görev düşer. Çocuğun korkularını, endişelerini, kızgınlıklarını ve düş kırıklıklarını dinlemeli ve onu teselli etmelidir. “Korkma oğlum bu ürkütücü hayallerin ve korkutucu rüyaların gerçekleşmesine izin vermeyeceğim” demelidir.

Babanın çocuğuna ne zaman, nasıl ve hangi şartlarda güven duygusu vereceğine gelince; bu tür destekler ve telkinler her zaman ve her şart altında verilebilir. Bunları hissetmek için kişinin üstün yeteneklere sahip olması gerekmez. Yeter ki çocuğunu sevsin, ilgi göstersin ve zaman ayırsın.

Sonuç olarak, anne ve baba çocuğunu cinsiyetinden memnun olacak şekilde yetiştirmelidir. Sağlıklı anne baba ilişkisi, çocuğa farklı iki cinsiyetin birbirine ihtiyaç duyduğunun en güzel kanıtı olacaktır(3,6).

Eğer anne ve baba, çocuklarına iyilik etmek, onları ruh sağlıkları en uygun şekilde yetiştirmek istiyorsa, öncelikle karı ve koca olarak birbirlerine saygı duymalı ve birbirini sevmelidir. Çocuklar, sevgiyi ve saygıyı onlardan öğreneceklerdir. Büyük bir düşünür diyor ki: “Sevgi ve saygı istenilmez, verilir.” Çocuğun ruhen sağlıklı büyümesi ve sosyalleşmesi için sıcak bir aile ortamına ihtiyacı vardır. Sağlıklı, mutlu ve kendisiyle barışık nesiller ancak sevgi dolu, birbirine saygılı çiftlerin oluşturduğu ailelerde ortaya çıkar.

Babanın oğlan çocuğuyla, annenin de kız çocuğuyla ilgilenmesi gerektiği inancı yanlıştır. Çünkü, kız çocuklar babalarını gözleyerek ve onunla etkileşime girerek karşı cinse nasıl tepkide bulunduğunu ve nasıl davrandığını öğrenirler. Yani erkekler kadar kızlar da duygusal gelişimleri açısından babaya muhtaçtırlar.

Çocuğun babaya olan ihtiyacı ergenlik döneminde de devam eder. Babanın yakın ilgisi, ergenin sert hareketlerini yumuşatacak; kalbini sevgi ile doldurarak gençlik sıkıntılarını hafifletecektir.

Babanın eksikliğinin hissedildiği pek çok aile ve çocuk gördüm. Böyle problemli çocuklardan biri, “Elbette babam beni sever” diyor ve ekliyordu: “Ancak birgün bile babamın beni kucakladığını, beni sevdiğini söylediğini hatırlamıyorum.”

Çoğu babalar çocukların babalarına duydukları ihtiyacın önemini bilmez. Ancak çocuklar bunu hep bekler. Sözgelimi hasta olduğunda babasını yanında görmek ister. Babasının ilgi ve desteği bazen çocuğa tıbbi tedaviden daha çok yardımcı olur. Çocuk elbette annesini sever, ama babasını da yanında ister. Çünkü onun yanında kendisini emniyette ve korunmuş hisseder.
eg24 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Kapalı



Tüm Zamanlar GMT +4 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 12:24.


Powered by vBulletin® Version 3.8.9
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.

spacer
konya bayan escort izmir bayan escort porno izle eskisehir bayan escort samsun bayan escort bodrum escort hatay escort canakkale escort manisa escort mersin escort
gaziantep escort rokettube sikiş izle bursa escort

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51