Go Back   KeyifVakti.NET > Genel Forum, Genel Bölümler > Turizm, Gezi ve Seyahat

Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
Alt 28 Mart 2015, 17:24   #1
Senior Member
 
Üyelik tarihi: 07 Şubat 2015
Mesajlar: 6,205
Standart Özgür ruhları buluşturan lale diyarı: Amsterdam




Deniz seviyesinin altında kalan şehrin sular altında kalmasını engellemek için dört bir yandan kanallar açılarak, su fazlasını deniz akıtmışlar. Zamanla bu kanalların sayısı da artmış. Özellikle lale mevsiminde, baharın karşılandığı Nisan-Mayıs aylarında şehrin ziyaret edilmesi tavsiye edilmektedir. Schengen vizesi alarak Hollanda’ya giriş yapabiliyorsunuz. Ülkenin para birimi Euro’dur.

Benim yolum 2 defa keşişti Amsterdam’la bunun devamı da gelecek sanırım. Şehri gezmeniz ve doya doya yaşamanız için 3 gün ideal bence. İlk gidişimde, Schiphol Havalanı’nda (İstanbul Amsterdam arası yaklaşık 3,5 saat sürüyor) başlayan maceram üzerinden 2 yıl geçmişti ki bunu ikincisi takip etti. İkinci gidişim bremen üzerinden oldu. Bremen’den yaklaşık 5 saatlik bir otobüs yolculuğu sonrası yine oradaydım. Gitmeden önce internetten rezervasyonunu yaptırdığımız kibrit kutusu görünümündeki hostele yerleştikten sonra sokaklara attık kendimizi.

Avrupa’daki geniş Meydan kültürünü Amsterdam’da da göreceksiniz. Birçok restoran, kafe, mağaza, otel ve müze Dam Meydanı’nda bulunmaktadır. Amsterdam’da çok merkezi bir noktada bulunan meydan sokak sanatçılarının ortak mekanı olup özel olaylara ev sahipliği yapmaktadır. Central Station’a (Merkez İstasyonu) beş dakikalık bir yürüyüş mesafesindedir. Madame Tussaud’s Müzesi de (Balmumu heykel müzesi) bu meydanda yer almaktadır.

Madem kanallar şehrindeyiz kanal turu yapmadan dönmek olmaz dedik. Amsterdam’da kanal turu düzenleyen birçok firma var. Gözlemlediğim kadarıyla turlar, turistler tarafından oldukça rağbet görüyor. Tur boyunca kulaklığınızı takıp sesli anlatım ile kanallar hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz. Bottaki herkes büyük bir ciddiyetle bilgileri dinleyip manzaranın keyfini çıkarırken, biz ancak 10 dakika yerimizde durabildik. Kapalı alanda durmaktan sıkılarak botun dışına çıktık. İnsanların garip bakışları karşısında kendi çapımızda eğlenerek bol bol fotoğraf çektik. Tur yaklaşık 1 saat sürüyor, biletler ise Amsterdam’daki birçok turizm ofisinde ve kanal turu başlangıç noktalarında satılıyor.

Amsterdam’ın simgesi haline gelmiş Kırmızı Fener Mahallesi’ni (Red Light District) duymayan yoktur sanırım. Dam meydanı civarında yer alan ve şehrin genel evlerinin bulunduğu alandır. Ancak alışılmış tarzın dışındadır burası. Kanal boyunca sağlı sollu olarak sıralanan binalarda, vitrin şeklinde tasarlanmış odalarda, hayat kadınları cüretkar kıyafetleriyle vücutlarını sergiliyorlar. Aslında bu alan şehrin en eski bölgesi olup polis koruması altında ve kamera sistemi ile izleniyor. Bu arada bölgede restoran, bar, kafe, tarihi binaların yanı sıra hala yaşam alanı mevcuttur. Bence Red Light District’e uğramadan dönen turist yoktur. Sonuçta fuhuş yapılan bir alan ne kadar ilginç ve sevimli olabilir ki diye düşünebilirsiniz. Ama bu bölge o kadar şehrin içinde kalmış ki genç, yaşlı, kadın, erkek her yaştan ve cinsten insanın sokaklarda rahatça gezdiğini göreceksiniz. Gece saatlerinde kalabalıklaşan sokakta, hava karardığında kırmızı ışıklar daha belirgin hale gelmektedir.

Bu arada sokakta fotoğraf çekmek yasak ama benim sevgili arkadaşım Ozan dinler mi hiç yasağı. Boynuna astığı fotoğraf makinesiyle yol boyunca Kaçak göçek fotoğraf çekmeyi başardı. Bölgeye ulaşım son derece kolaydır. Dam Meydanı ve Amsterdam Tren İstasyonu’ndan 5-10 dakikalık yürüme mesafesindedir.

Heineken Experience’ı ziyaret ediyoruz. 1867 yılında Heineken bira fabrikası daha sonra ulusal müzeye dönüştürülmüş. 1998 yılına kadar Heineken birası burada üretiliyormuş ve Heineken tadı Amsterdam birasını geride bırakmış. Müze dört katlı olup üst katında sergi salonu bulunmaktadır. Şirket kuruluşu hakkında kısa bir belgesel izleyebilir, mini bira yapım yeri, bira tadım yerlerini ziyaret edebilirsiniz. İnteractive mekanlarda tüm fabrikayı gezmeniz ve bira yapımını başından sonuna kadar gözlemlemeniz mümkündür. Kesinlikle gitmenizi tavsiye ediyorum diyemem. Ama eğer Heineken fanatiğiyseniz gidip keyif alabileceğiniz bir mekan olduğunu düşünüyorum.


I AMSTERDAM yazısının peşine düştüğümüz için ertesi gün Amsterdam’ın güneyinde yer alan müze meydanındaydık. Burada üç tane ana müze yer alıyor. Rijksmuseum, Van Gogh Museum ve Stedelijk Museum. Museumplein’de festivaller, konserler ve gösteriler düzenleniyor. Yazının önünde fotoğraf çekmek için bekleyen kalabalık ile müze kuyruğundaki kalabalık birbiriyle yarışabilirdi.
Minicik Amsterdam’da içine girdiğinizde kendinizi kocaman bir yeşil deryasında bulacağınız Vondelpark’ta, şehirden tamamen uzaklaşabilirsiniz. Yürüyüş ve bisiklet kiralayıp turlamak için ideal bir alan. İçerisinde birkaç kafe ve restoran da var.

Dünyanın en özgür şehrinde bazı kurallar çerçevesinde hafif uyuşturucuların satışı ve kullanımı yasaldır. Uyuşturucu maddelerin yasal olarak satışının yapıldığı yerler Coffee shop’lardır. Amsterdam’a gelen turistlerin yaklaşık %35’i tarafından ziyaret edilmektedir. 18 yaşın altındaki kişilerin buraya girmesi ve alışveriş yapması yasaktır. Alkol servisi yapılmayan mekanlarda, belirlenen uyuşturucu maddelerin dışında ağır uyuşturucularında satışı yasaklanmıştır. Ayrıca bir kişinin üzerinde beş gramdan daha fazla esrar taşıması da suç olarak kabul edilmiştir. 40-50 yıllık bir mazisi olan Coffee Shop’ların açılma sebebi olarak uyuşturucunun sokakta satılmasını engellemek ve suç oranını düşürmek gösteriliyormuş. Coffee Shop’lar sayesinde sokakta hiçbir şekilde uyuşturucu satışı yapılmadığı ve bu şekilde daha kolay bir kontrol mekanizması geliştirildiğine inanılıyor.

Tesadüfen rastladığımız bit pazarında gezmek çok keyif verdi bize. Pazarda kitaptan giyime kadar birçok şeye rastladık. Ufak tefek şeyler satın almaktan da geri kalmadık. Şehirde o kadar çok bisiklet kullanan var ki adeta bisiklet trafiği oluşuyor yollarda. Bisiklet otoparkları ve bisiklet yolları da çok düzenli bir şekilde oluşturulmuş.

Gurbetçi nüfus yoğun olduğundan, adım başı Türk restoranlarına rastlayabilirsiniz. İtalyan restoranı diye oturduğumuz pizzacıda menüyü incelerken konuşmalarımıza kulak misafiri olan garsonun “Ne alırsınız?” demesiyle kısa süreli bir şaşkınlık yaşamıştık. Yeme içme konusunda fast food alternatifleri ve Türk kardeşlerimizin restoranları sayesinde zorlanmayacaksınız. Hollanda peynirini denemeden dönmeyin derim. Peynirleri önce tadıp sonra satın alabileceğiniz çok sayıda dükkan var.

Amstel ırmağının kıyısında kurulmuş olan bu şirin Avrupa şehri gezip gördüğüm diğer Avrupa şehirlerine göre daha çok sevdirdi kendini bana. fırsat bulursanız eğer hiç uyumayan bu şehri, mutlaka rotanıza ekleyin derim ben.

meltem isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Kapalı



Tüm Zamanlar GMT +4 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 00:23.


Powered by vBulletin® Version 3.8.9
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.

spacer
bursa merkez escort görükle escort bayan görükle escort türk sikiş kaçak bahis rokettuberokettube canlı bahis bahis bahis ankara travestileri ankara escort bahis siteleri sikiş izle sakarya escort sakarya escort bayan adapazarı escort izmit escort bayan

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51